İnsanın en büyük azgınlık sebeplerinden biri de galiba “yaratamıyor” oluşudur. Bu onu deliye çeviriyor. Sadece dönüştüren bir varlık. Yaratamadığı için, içinde bulunduğu durumu kurgu sanıyor. Reddediyor ve direnç gösteriyor. Kendisinin daha iyisini ortaya koyabileceğini düşünüyor. Gayret ve takdirin kendisine ait olmasını ihtiraslı bir biçimde arzuluyor. Tüm bu açmazlar içerisinde debelenirken “Yaratıp imar edemiyorsam, yaratılanı imha ederim” gibi bir sapkınlığa tevessül edebiliyor. Kendini bilemeyen, bulamayan insanın, onu maniple etmek isteyenler tarafından kolay bir hedef olması kaçınılmazdır. Bir tercihinin olmadığına inandırılan insan azar. Hür iradeyi yok saymak, külli olanı da inkâr etmek demek olduğu gibi, ona teslim olmakta köleleştirildiğin anlamını taşımaz. Tercihsiz kuklalar olduklarına inandırılanlar, asıl o zaman ipleri ele verirler ve asıl o zaman tercihsizleştirilmiş köleler haline gelirler. İnsanın kusurlu bir varlık olduğu gerçeğini kabul etmemek, onun illa ki kusursuz hale dönüştürülebileceği üzerine yapılan neredeyse her şey sonuçsuz kalacaktır. Disiplinler insanı kusursuzlaştırmak için değil, bu kusurlu hali en düşük seviyede tutmak ve onunla yaşamayı öğütler. İnsanlık serüveninin hikâyesi bir “doğaçlamayla” ortaya çıkmadı. Bu zemini temel alan zihniyetler tasarlanabilir yeniden başlangıç peşine düşerek sözde kaosu düzene dönüştüreceklerini iddia ediyorlar. Hesap edilemez bir değişkenler bütünü üzerinde insanın hâkim olabileceği düşüncesiyle yaptıkları ancak onun sapmasını artırır. Kader, algoritma değildir.

Sahip olma arzusu, yaratılmış olana sahip olma arzusu değil. Kendisinin yaratabiliyor olması ve o yarattığına sahiplik etmesi. Her türlü tasarrufunun kendisi tarafından tayin edilmesini istemesidir.

Belki de yapay zekâ ile oluşturulmak istenilen bir “yenidünya” değildir. Esasen bütün imkânlarıyla birlikte bir mümkünler âlemi olan Ahiret hayatının bu dünya üzerinde kurgulanması, tasarlanması da olabilir.

“Yaratılmak” istenilen dünya değil ahirettir. Çünkü tasarladıkları “şey” in ortaya koymasını bekledikleri “şey” budur. Dünyanın ahiretini dünyada kurgulamak. Resmen ve ısrarla bir kafa tutma ile karşı karşıyayız. “İnsan en güzel bir biçimde yaratılmışken o dönüp Rabbine hasım kesiliyor.” Bu husumet, kadim hasımlık tellalının kendisiyle birlikte ona uyanların da sonlarının ebedi cehennem olduğu gerçeğini de içinde barındırır ve hepsinin bir araya gelmesini sağlar. Bir de bu yüzden “Küfür tek millettir.”

Bu dünya üzerinde, olması olasılık dışı olarak değerlendirilen fenomenlerin, somut bir biçimde ortaya konularak gerçekleştirilmesi karşısında sarsılacak olan yalnızca ezberlerimiz midir? Hangi ezberlerimizdir?

Birçok yerleşik kavramın aslında ne kadar da yer çekimli olduğuyla yüzleşirsek, ayaklarımız yere basmadığın da bizi sabit ve savrulmadan tutacak olanın farkına mı varacağız? Bu temeller nelerdir?

Her tercih ile birlikte değişen “kaderimizin” bir simülasyonunu tasarlamak niyetindeler. Yapay zekâlı böylesi bir cihaza farklı isimler verilmişti. West Word bu emellerin ifşasının sonuncusu olmakla birlikte daha birçok filmde niyetlerini ortaya koymuşlardı.

Transformers da “Tesseract-Allspark”  

İron Man “Jarvis”

West Word “Rehoboam” (https://g.co/kgs/uQDLtK)

Bütün insanlığın böylesi bir cihaza sayısız veri girdisi sağladığı gerçeğiyle birlikte düşündüğümüzde, olasılıkları değerlendirerek insan için “en iyi” sonucu ve tercihi önüne koyması halinde, reddedilmesi neredeyse imkânsız bir teklif haline gelebilir ve sürekli ihtiyaç duyulan olabilir.

Geçmişte olduğu gibi bu günün de kâşif ve kolonizatörleri var. Dünün ve bugünün kâşif ve kolonizatörleri, bu dünya üzerinde buluşlarla dünyayı yeni bir dünya haline getirmişlerdi. Bu keşiflerin nasıl ve neden yapıldığını uzun uzun yazmaya gerek yok. Yapay zekâ, bundan sonraki keşiflerin ve onların kolonize edilmesinin, gerçekte bu dünya dışında bir başka dünyanın var olduğunu delillendirirse eğer, işte o zaman insan ve dünya değişmiş ve yenilenmiş olabilir.

Yalnızca sınırlı sayıda insanla ve bu sayıyı da adet olarak kontrol altında tutarak, bir “yüceler meclisi, seçilmişler, seçkinler, tanrılar” gibi azınlık fakat hükmedici azınlık olarak ayakta tutmak şartıyla, oluşturmak istedikleri evrenlerinde tasarladıkları yapay zekâlı insansı robotlar üzerinden ve yukarı da bahsettiğim “kader kuran bir alet” yardımı ile onların her birine ayrı ayrı ve her birinin de diğeri ile bağlantısı olacak şekilde bir sistemi hayal ediyor ve arzuluyorlar. Bunların yalnızca birkaç filmin fantasma derecesine varmış senaryolarından ibaret saymamak lazım. Zira gelinen noktada, teknolojik ilerlemenin, disiplinler arası uyumun yalnızca paylaşılmış olan kısmına bakara bile bu kurgu oluşturulabilir. Mitoloji hikâyelerinde geçen âlemi oluşturmak isteyenlerin varlığı inkâr edilemez.

Gelişmelerin bizleri ve tüm insanlığı getireceği yeri, buna karşılık olarak oluşacak güvenlik ve hürriyet zafiyetlerini veya avantajlarını düşünmek gerek. Aşağıda linkini bıraktığım yaklaşık bir saat yirmi dakikalık Teyfur Erdoğdu hocanın konu ile alakalı bir konuşması var.

Eğer insanlık, üç boyutun dışında var olan diğer boyutlarla ve oradaki varlıklarla temasa geçmeyi “başarırsa” sağlarsa (ki bunu bir şekilde geçmişte ve günümüzde olduğunu biliyoruz, Kur’an-ı Kerim’ de bu türden iletişimler ve temaslarla ilgili bilgiler veriyor bize) aradaki bir ilahi mutabakatı tek taraflı feshine yada ihlaline neden olur mu? Ve eğer olursa şayet bunun neticeleri ne olur? Kuzey Kutbu çevresinde bu türden bir alanın keşfine dair bulgular olduğundan bahsediliyor.

“His Dark Materials” dizisinde de hemen hemen aynı konu işleniyor. Bir toz, kuzey kutbu ışıkları ve yüksek bir enerjinin ortaya çıkarılması ile başka bir boyuttan, kurulu bir şehrin yansımalarını gösteriyor.

Yine aynı dizide diğerlerinde olduğu bir “alet” var. İsmi “Aletiometer”

Öğrenmek istediğin her ne varsa aletin üzerinde bulunan semboller vasıtasıyla alete bir girdi sağlıyorsun ve sana sorduğun sorunun “gerçek” cevabını veriyor.

Ertan Özyiğit’in sunduğu Kayıt Dışı programına katılan Haktan Akdoğan’da Kuzey Kutbu keşiflerinden kısmen bahsetmişti. His Dark Materials dizisinde de kurgulandığı gibi acaba farklı boyutlarda yaşayan varlıklarla insanın “uyumlanım süreci” gibi bir gelişme mi olacak? Bu gelişme şayet olursa, insan diğer boyutlarda nelere şahit tutulacak? İnsan yapay zekâ robotlar tasarlayarak uzayın keşfine dair insanın dayanamayacağı ölçüde bir gelişmeyi dünyanın önüne koyarken acaba diğer yandan da yukarıda olan bitenler arka planda döndürülüyor olabilir mi? İnsanların cinlerle yani diğer boyutların varlıklarıyla olan iletişimini, bu iletişimin nedenleri, sebepleri ve sonuçları hakkında dediğim gibi, Kur’an-ı Kerim’de tatmin edici seviyede ayetler vardır.