Westworld, Doktor Robert Ford’un (Anthony Hopkins) yarattığı, yüksek gerçeklikli bir sanal yetişkin eğlence parkının adı. Bedenleri başka yerde olan ziyaretçiler, bilinçleriyle bu eğlence parklarına gidiyorlar. Ortaçağ temalı Medieval World ve antik Roma temalı Roman World de olmak üzere bu parklardan toplamda 3 adet olduğu biliniyor orijinal hikâyeden. Bu parklardaki dünyalarda, günlüğü 1000 dolar karşılığında robotlarla cinsel fantezilerden, zevkine adam öldürmeye kadar bir dizi “eğlence”yi yaşayabiliyor ziyaretçiler. Fakat birtakım sebeplerden ötürü işler yolunda gitmemeye ve yapay zekâdan uyanan androidler, ziyaretçileri bir anlamda “avlamaya” başlıyor. İşte hikâye de burada başlıyor.

West World dizisinin “Dolores” (Evan Rachel Wood) karakteri yapay zekâ bir robottur ve diğer robotlara nazaran üst düzey bir robottur. Bu takım üst düzey yapay zekâlı robotların kendileri, artık başka robotlar tasarlayıp, üretebilir hale gelmiş vaziyettedir. Yine yapay zekâya sahip olan “Bernard” (Jeffrey Wrigth) isimli başka bir karakter daha vardır ki bu karakterin ‘Yaratıcısı’ bir insan tarafından tasarlanmış olan ilk başta adı geçen “Dolores”tir.

İnsanlar robotları, robotlarla beraber yarı robot yarı insanları tasarlayarak ve en son olarak da robotların kendileri, yarı insan yarı robotlar veya tamamen kendileri gibi fakat yok edilebilir robotlar oluşturarak, bir bakıma efsanelerden oluşan mitolojilerini (Tanrılar, Ölümsüzler, Yarı Ölümlü Tarılar ve Ölümsüz Tanrılar) yeniden ve belki de tekraren gerçeğe yakın bir biçimde kurgulayarak ortaya koyuyor olabilirler.

Dizinin ilk sezon bölümlerinden birinde, bu ‘Oyun Parkı’ adını verdikleri ve içerisinde bulunan yapay zekâlı, 3d yazıcılarla bedenleri tasarlanmış ve her birinin sistemine bir hayat hikâyesi yazılımı yazılarak yüklenmiş olan robotların ve tüm sistemin tasarlayıcısı olan Dr. Robert Ford ( Anthony Hopkins) “TARTARUS” isimli birini yeniden hayata döndürülmesi amacından bahsediyordu. Kim bu tartarus diye baktığımızda karşımıza mitolojik bir karakter çıkıyor.

CEHENNEM ÇUKURU TARTARUS

Yunan mitolojisinde “Tartarus” yerin yedi kat altındaki çukurun adıdır. Bu çukura ağır bir demir parçasının yeryüzünden düşmesi dokuz gün sürer; o kadar derindedir. Mitolojideki ölüler diyarının bir parçası kabul edilse de farklıdır, buraya tanrıların yeryüzünde görmek istemedikleri kişileri kapattıkları söylenir.

Tartarus’a gitmek için Hades’ten, Yunan mitolojisindeki ölüler diyarından geçmek gerekir. Buna cesaret edebilenlerin sayısı çok azdır. Örfe bunlardan biridir. Sevgilisi Evridiki’yi Hades’ten çıkarabilmek için bütün bu tehlikeleri göze alır. İnsanı “en cesur insan” yapan onun bir başkasına duyduğu aşktır.
Orfe’nin tek silahı elindeki çalgısı “lir”dir. Orfe’nin direnci tanrıları dize getirir. Ona, yeryüzüne çıkana kadar Evridiki’ye bakmama şartıyla sevgilisini alabileceği söylenir. Çukurun tam ucuna geldiklerinde Örfe daha fazla dayanamaz ve sevgilisine bakar. Evridiki ölüler diyarına geri döner, Örfe ise bu acı yüzünden kısa sürede ölür.

Dizinin yine ikinci sezonunun sanırım onuncu bölümde, parkın misafirlerinden olan gerçekten bir insan olan, kanlı, canlı, “The Man in Black” ( Ed Harris) karakteri Dolores ile bir yerde karşı karşıya gelerek aralarında geçen konuşma, bu yazıya karakterini verme sebeplerinden birisidir. Aralarında geçen birkaç konuşma sahnesini aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.

Westworld dizisinde, ikinci sezon onuncu bölümde filmin geldiği nokta o kadar enteresan bir nokta oldu ki, Dolores ile siyah giyen adam arasında geçen konuşmada, Dolores siyah giyen adama;

-Siz, bizleri ölümsüz olmak için yarattınız. Zihinlerinizi bedenlerimize yüklemek istediniz ama siz aslında ölüme ihtiyaç duyan türlersiniz, bunu istersiniz, arzularsınız, özlersiniz gibisinden bir şeyler söyledi. Daha sonra aralarında çıkan tartışmada Dolores siyah giyen adamı vurdu, yaraladı ve dönüp dedi ki;

-Senin ölmene izin vermeyeceğim, bu huzuru sana vermeyeceğim dedi.

Nihai noktadaki sonuca baktığımızda, ölümün bir arzu hatta bir ihtiyaç olduğu hakikatidir. Ona rağmen ölme arzusu ve ihtiyacında olan insanın, kendisini kandırarak ölümsüzlük istemesi ve bunun için yapay zeka robot, otonom robot, Transhumanlar tasarlayıp meydana getirmesinden, bu tasarımların dönüp insanı, ölüme ihtiyaç duyan insanın ölümüne asla müsaade etmeyeceğini, yani kendisine bunu yapan insanın huzurla ölmesine müsaade etmeyeceğini söylüyor.

(Transhuman = İnsandan Dönmüş)
https://www.etimolojiturkce.com/kelime/ekstaz

İnsanın ebediyet arzusunun iblis tarafından nasıl manipüle edildiğini atamız Âdem (a.s.) den biliyoruz.

Onu, ebediyete ulaşabilmekle, ebedi olabilmekle aldatarak, yasak ağacın meyvesinden yemesini sağladı ve bir daha insanoğluna (Âdemoğlu) bu yaşanan süreci unutmamaları için bir ders oldu.
İnsanın bir ebediyet arzusunun olduğu açık ve bu arzu hamasi de değil, gerçek dışı veya gerçek üstü de değil. Öyleyse buradaki önemli nokta, halen bu arzunun yönetilebilir, yönlendirilebilir, manipüle edilebilir ve daha da dallandırılıp budaklandırılması görevini kim/kimlerin üstlendiği hakikatini görmektir.

Ebediyet arzusunda olan insanoğlunun bir türü, bunu, diğerlerini ortadan kaldırmak için değil (Belki de
onun için) kendilerinin ortadan kalkmamalarını sağlamak amacıyla yapıyor. Bedenlerinin uzuvlarını zararlardan korumak adına, zeval derecelerinde güvenlik artışına veya hasar görebilirliği ihtimalini ortadan kaldırmaya yönelik bir adım atmak amacıyla yapıyorlar. Tüm bunların dışında en uç örnekleme ise bütün bilinci tamamen bir yapay zeka robota aktarmak ve sonlu, çürümeye mahkum olan beden elbisesinden sıyrılmak, kurtulmak. Tabi böyle bir şey henüz mümkün değil ama bu mümkün olmayacağı anlamına da gelmeyebilir.

İşte dizinin yukarıdaki linkte verdiğim yayınlanan bölümünde, tüm bunları gerçekleştirmiş insanın halleri kurgulanmış. Her ne kadar insanoğlu sonsuz bir hayatı arzulamış olsa da ( ki bu sonsuz hayat dünyadaki yaşantıyla kıyaslanmamalı) nihayetinde, zihninin onu gerçekte olan sonsuz hayatın, hakikatin, esasen bu olmadığına ikna etmesi ağır basacak ve ölmeyi isteyecektir, doğrudan veya dolaylı olarak. İstemese dahi yaradılış canlı, cansız her şeyi bir son ile mühürlemiştir.

Kurgu olarak bu gerçeklikten saparak, yeniden bir aldanış serüvenine girmeye değer mi?