İnsan düşüncesinin sonu yoktur fakat, hayal gücü bir yerde sınırlıdır ve tamamlayıcı değildir.
Boş levha olarak kalan kısımlar ise, üzerine yansıyan izdüşümlerden sonra temizlenmesi olası değildir veya çok kolay değildir.

Bir şeyi veya bir yeri bilmediğiniz hiç görmediğiniz halde tahmin ve tasvir etmeniz mümkün değildir. Bizde bir karşılığı yoktur, orası vardır oradadır ama bizde bir karşılığı yoktur.
Tıpkı cennet ve cehennem örnekliğinde olduğu gibi;
Cennet; bizdeki bütün duyguların müspet manada karşılığını bulabileceği bir yerdir.
Cehennem ise; bu durumun tam zıddına çalışan, hiçbir arzumuzun karşılığının olmadığı, dolayısı ile azap çekilecek bir yerdir.

Bir şeyi isteyip elde ettiğimizde hissettiklerimiz veya elde edemediğimizde hissettiklerimizle durum değerlendirmesi yapılabilir.
Yani acıkmamız ve ya susamamız, bizde bu duygu ve isteklerin var olduğunu gösterir, fakat acıkmanın karşılığı olan yemeğin olmaması, susuzluğun karşılı olan suyun olmaması gibi.

Zihnimizdeki “Hz. Peygamber” tasavvuru da bir örnektir, İslam alemi Hz. Peygambere müspet ve ölçülü bir saygı ve sevgi duyar.
Düşünce dünyamızda o (a.s.) bizim için çok kıymetlidir, birçok değerlerimizden de öndedir ve hatta değerlerimizi belirlememizde bize bir ölçü veren örneğimizdir.

İman iddiamızın bidayeti (başlangıç) o’ nun (a.s.) asırları aşıp gelen tebliği iledir.
Sadece o’nun (a.s.) sözünün doğruluğuna inandığımız içindir ki kendisini görmedik, bizde sima olarak bir karşılığı yok, onun tebliği ile de Rabbimizi tanıdık.
İnsanlığımızın değerli olduğunu, bizi var edenin bize kıymet verdiğini öğrendik. Tüm insanlık alemi kendi tebliğci peygamberlerine minnettar olmalı.

Şimdi kalkar da böylesi bir noktayı yıpratırsanız, sonuçları kırıcı ve yıkıcı olur. Hz. Peygamberi (a.s.) hiç görmeyen Müslümanlar ve diğerlerinin zihninde çizdiğiniz o karikatür kalacaktır, kazınacaktır.

Hz. Muhammed’in (a.s) Tasvirinin/Temsilinin Toplumsal Bağlamları hakkında aşağıdaki linkte bir çalışma mevcuttur.
http://www.johschool.com/Makaleler/1740745240_14.%20AL%C4%B0%20%C3%87A%C4%9ELAR%20DEN%C4%B0Z.pdf

Mesajı bozan fesat toplumları, kendilerine bu mesajı ileten Resulleri de itibarsızlaştırmak için her türlü yolu izlemişti. Hz. İsa (a.s.)’ ı kendi kirli dünya düzenleri içerisinde getirdikleri nokta ortadadır.

Bu güruh, temel esasları aynı olmak kaydı ile tıpkısını Hz peygambere de yapmak istiyor.
Mesele, değeri dejenere etmek. Yoksa övmek olsa onun da ölçüsü belli, misal Hz Peygamberimiz (a.s.) şöyle buyurmuş :

“Beni Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övdüğü gibi övmeyin”