Bir ülkenin en önemli değeri olan beşeri potansiyeline daha fazla kaynak ve zaman ayrılmalıdır. Gençler uyuşturucuya ve her türlü bağımlılık yapan maddelere karşı daha fazla korumaya alınabilir. Yaygın kullanımı olan maddelerin ve kullanan kesimin tespiti zor değildir, bu maddelerin trafiği kontrol altına alınabilir, yapıldığı gibi tespit ve takip neticesinde gerekli caydırıcı cezalar bu trafiği yöneten şahıslara kesilebilir. Bu cezalar maddeyi kullanan şahısların durumlarına göre ayrı ayrı da belirlenebilirse, kullanım oranı ve bu cezalar sonrası oranlar değerlendirmeye alınarak aradaki farkın gözle görülür bir biçimde olduğu da gözlemlenebilir. Bazen caydırıcılığı artırmak adına verilen cezalar, daha fazla o maddeye ve onun sürüklediği suçlara teşvik edebilir. Bu bakımdan kullanıcının ailesi ve yakın çevresi ile irtibata geçilerek, bir program dâhilinde (belki gönüllülük esasına dayalı) bu süreç devam ettirilmelidir. Kişinin kendisinde olan faydalı potansiyeli ne ise onu ortaya çıkarmak ve onun üzerine giderek, kendisinin bu becerisi neticesinde mutlu ettiği ve fayda sağlayabildiği insanların çokluğunu veya faydanın nitelikli halini kendisine göstererek özgüven ve kişilik becerisinin gelişimine katkı sağlanabilinir. Ceza ile tek başına halledilecek işler değil bunlar, en önemlisi ıslahtır, ıslah olmadan ceza neredeyse pekte bir işe yaramaz. Sosyal projelere katkıda bulunmaları için yönlendirilebilir, örneğin Sağlık Bakanlığının evde yaşlı hizmetleri birimine veya Engelli bireylerin haftalık belki günlük işlerinde yardımcı olmaları gibi.

Uyuşturucu sorunu veya bağımlılık problemi yaşayan genç ve yetişkinlerin iyileştirme yani, bağımlılıktan kurtulma aşamasında izlenilmesi gereken yollardan biri de şu olabilir, daha önce de belirttiğimiz gibi sağlık bakanlığının yaşlı/engelli/ hastalara gönüllülük esasına dayalı bir hizmet prosedürüne ek olarak, kimsesiz çocuklara ve çocuk esirgeme yurtlarında hizmet ettirilmeleri de eklenebilir. Tabi ki bu kişiler klinik düzeyde incelendikten ve buralarda görevlendirilebilecek seviyede olmaları şartıyla.

KENEVİR

Dişi kenevir kullanımı oldukça yaygın olan bir uyuşturucu, keyif veren bir madde olduğundan, kullananlar tarafından pek zararlı görülmediği için yaygınlaşması, alınıp satılması en ulaşılabilir maddelerden biridir.

– Erkek Kenevirin endüstriden ilaç sanayisine kadar çok farklı alanlarda kullanımı mevcuttur.)

Bkz http://yalcinkocak.com/kenevir-uretimi-kimleri-urkuttu/

Avrupa’da bazı ülkelerde bu takım maddelerin kullanımının yasal düzenlemelerle tahkim ediliyor olması, bir nevi serbestiyet ve kontrollü kullanım izni, ülkemiz insanının bu maddelere karşı bakışını etkileyerek zedelemekte ve maddeye ve onunla olan mücadeleye zarar vermektedir. Halk arasında yaygın olarak doğru bilinen yanlışlar veya kısa vadede çözüm fakat uzun vadede zararın geri döndürülemez bir boyuta ulaşmasını sağlayan söylentilere de dikkat etmek gerekir. Mesela, diyabet (şeker) hastalarının esrar içtiğinde insülin seviyesinin kontrol altına alınabildiği gibi ve kimyasal haplar yerine bu “doğal” otu tüketerek durumu çözebilecekleri gibi bir yanılgı halk arasında oldukça yaygın.

İŞİN RACONU

Bu sadece kullanıldığında keyif veren bir madde olmakla beraber, alımından içimine kadar olan geçirdiği süreç adeta bir ritüeller silsilesine tabi tutulur. Keneviri satan, satıcıdan alan, onun ne şekilde içileceğine karar veren ve içilecek şekilde ortam ve malzemeleri hazırlayan, kimin nerede oturacağına, sıranın kimde başlayarak kimse son bulacağına varıncaya kadar ayrıntılı bir şekilde dizaynı söz konusudur. Bu ortam gereksiz ve lakayt konuşmalara müsaade etmeyen kişilerden seçilerek tertip edilir. Kendilerince kuralları ve kırmızı çizgileri olan bu ortamın insanları genelde ağır başlıdır. Detaycıdırlar, özellikle ve özellikle konuşulan cümlelerin nereden çıkıp nereye varacaklarına çok dikkat ederler. Bir ayin gibi düzen içerisinde işlenilen bu süreç kişiyi kullandığı madde ile birlikte belirli bir haz seviyesine taşıdığından, vazgeçmesi zor olunacak bir ortamın ağına düşmesi kolay olacaktır, kaldı ki ailesinde ve yakın çevresinde dikkate alınmayan bir birey ise veya ailedeki kişilerin birbiri ile olan ilişkileri seviyesiz ve/veya kopuk ise bu potansiyel daha da yükselir. Hiç bir yerde göremediği ilgi ve saygıyı bu ortamda bulacağından yerini sabitlemeye çalışacaktır.

Tabi bu maddeyi tek başına kullananlar ile yanında başka madde ile birlikte kullananlar arasında oldukça açık ara bir fark vardır.
Alkol gibi insanın aklını örtmediğinden ve hareketleri kısmen kısıtlasa bile ne dediğini ve ne yaptığını bilecek kadar kendinden geçirmez.

FARKLI MADDELER

Tiner ve bali gibi maddelere ulaşım kenevire ulaşımdan daha kolaydır ve yasaldır. Bu maddeleri kullanan kişiler zararını en yüksek oranda bilir ve hisseder, hatta vücutlarında olan biten her şeyden rahatsız olmalarına ve buna an be an şahit olmalarına rağmen kullanmaktan vazgeçmezler, vazgeçemezler. Birkaç kullanımdan sonra kendilerinde artık bağımlılık emareleri belirginleşir, neredeyse yoksunluk hissine kapılırlar veya öyle bir zannı büyüterek tekrar madde kullanımına ihtiyaç duyarlar.
Bu tipler kenevir kullanan tiplere oranla toplumun dışladığı tiplerdir. Çünkü bu maddeler onları kullananların hem aklını örter hem de hareketlerini istemsizce bir yönde savruklaştırır. Halisünasyonlar görmelerine, onları gerçek sanarak her türlü tepkiyi verebilmelerine sebep olur.

Son yıllarda kullanımı sıklaşan bonzai ismini verdikleri madde diğer maddelerin kullanım süresinin uzamasının ve sağlık problemlerine götürmesinin tersine direk ölümlerle sonuçlanıyor. Ani kalp durmaları, şoka girme, kalp krizi veya gördüklerini sandıkları sanrıların neticesinde canlarına kıyma, intihar gibi acı sonlarla noktalanıyor. Ve son olarak insanı adeta bir zombiye çeviren Flakka denilen uyuşturucu madde.

Aslında toplumumuzun ve gençlerimizin uyuşturucu madde ve ya bağımlılık yapan maddelere yöneliminin ardındaki nedenleri hemen herkes bir sebebe bağlayabilir.
Bana kalırsa, özgüven eksikliği, kabul görme, kendini ispat, bir kimlik arayışı veya buluşu, en önemlisi de erken yaşta bu maddelerle tanışanların kurtulma olasılıklarının diğerlerine nazaran daha zor, belki de imkânsız olmasıdır.

Henüz ahlak duyguları ve cinsel dürtülerin ne şekilde idare edileceği ile tanışmamış olan bir çocuğun istismarı veya onun bu dürtülerinin erkenden farkına vardırılması sonucunda ortaya çıkan kişiliğinin tahripkâr taraflarının geri döndürülmesi nasıl imkânsızsa, bu kişilerin karakterleri psikolojikmen nasıl analiz ve tahlil edilerek bir teşhis koyulabiliyorsa, aynen öyle de uyuşturucunun verdiği tesir ve o hali idare edebilme potansiyelini kullanma durumu da kişiyi suni, gücünün yetmediği bir durumu idare edip edememe ikileminin içerisine sokarak, içinden çıkılması zor bir duruma iter. Bu durumların içerisinden çıkar ise nasıl bir kişiliğe sahip olur o da tartışılır. Bu yaşta çocukların toplu halde bulundukları yerlerde yetkili kişiler ve öğretmenler veya personel, yüksek düzeyde bilinçlendirilmelidir. Pedagojik formasyonlarına dikkat edilmelidir, bu formasyonu alamayan diğer çalışanlara bunun gerekli olanı kadarı kendilerine verilmelidir veya seminer/konferans programlarıyla işlenmelidir. Alt satırdaki haber, geçtiğimiz senelerde birden fazla şekilde yaşanmış olaylardan biridir ve sadece eğitimsizlik, formasyon eksikliği ile de alakalı değildir, daha da ötesinde bilinçli, kasten hatta taammüden yapılmış gibi görünmektedir.

https://www.ahaber.com.tr/yasam/2018.02.28/tuzlada-ozel-anaokulunda-skandal

DOĞAL SABIR – SUNİ SABIR

Üzüntüye karşı geliştirilen direnç sabrı getirir. Sentetik ve kimyasallar, yani suni sabırlara kendisini bağımlı hale getirerek, hakiki olan ve ona yücelik kazandıracak olan hem de farkındalıkta katacakken, suni olan sonunu getirecektir.

“Çocuk ‘içimde kötü bir his var’ dediğinde ona fırsat verip kendi duygusunu keşfetmesine imkân verilmediğinde kavram körlüğü bünyeye iyice yerleşir. Kötü his melankoli midir, depresyon (kabz hali) mudur, vicdan azabı mıdır, hüzün müdür, hırs mıdır, hayal kırıklığı mıdır tanımlanamadan kalır. Sevgiyi içinde teşhis ve tahlil etme imkânından yoksun birey sevgiyle aşkı, sevgiyle tutkuyu, sevgiyle bağımlılığı, sevgiyle merhameti, sevgiyle bağlılığı, sevgi ile şefkati birbirinden ayıramayacaktır.”

TEYFUR ERDOĞDU – ÖZGÜRLÜKTEN KURTULMAK SYF 13/14

Doğal sabır ile tanışıp bunu geliştiremeyen bireylerde rastlanılan genel olgu, doğal sabrın yerine ikame ettikleri veya onlara ettirilen başka başka bağımlılıklara sebep olacak enstrümanlara sarılmalarıdır. İhtiyaç halinde en yakınında olan öz sabra danışmak, onunla tanışmak, birlikte gelişmek ve sabır çerçevesini daha da genişletme imkânına sahipken, haricinde müracaat edilecek her türlü tutunuş, kaçınılmaz olarak bir bağımlılığa evrilecektir. Bağımlılık süreci esasen, adrenalin seviyesini kontrol etme kabiliyeti ile de neredeyse bire bir orantılıdır. Kişi, maddenin kendisine verdiği hali idare edebilmeyi öğrenene kadar temkinli davranarak, aşırıya kaçmamaya çalışacaktır, fakat bu durumla başa çıkmaya başladığı her an bir kat daha artırmaya, maddenin kendisine verdiği haz halini üst seviyelere çıkarmaya çalışacaktır, birbirini takip eden bu süreç sonunda, bağımlılıkla beraber gittikçe vücut tahribatı da artacaktır.