Silik tipleri, Sultan Abdulhamid Han’ da istihbarat ve operasyonel ve kontra-operasyonel faaliyetler çerçevesinde kullanmıştır. İstihbarat- Meczubiye adıyla bilinmeyen bir örgüt kurdurmuştu. Oktan Keleş’ in “SIRDAŞ” isimli kitabının 43/55. sayfalarda da bahsettiği bu oluşumun faaliyetleri anlaşılır bir biçimde ifade edilmiştir.

Camia içerisinde itibarı olmayan ve kılık kıyafeti uygunsuz olan, hakir görülen kişiler şehrin ve ülkenin hemen her yerinden, bir hiyerarşik düzene göre konuşlanarak kurdukları ağı genişletmiş ve neredeyse kuş uçsa haber alarak bu haberin sultana kadar ulaşmasını sağlarlarmış. Bu durum halkın, esnafın vs diğer bütün kesimin ülke ve memleket hakkında düşündüklerinden tutun, sultanın adaletine ve yönetiminin beğenilip beğenilmemesine hatta verdiği hükümlerin halk içerisinde doğru mu yanlış mı tartışmalarının değerlendirilmesine kadar varan mevzuların bilinmesini sağlamış.

“Toplanan bilgiler dikkatle süzgeçten geçirilerek, doğruluk payı risk edilmez, adeta matematik işlemindeki gibi doğruluğunun sağlaması yapılır; gelen istihbarat ya kabul görür ya da reddedilirdi.”
Yıldız’ daki bombalı suikast girişimi ise çok kompleks ve organize halde işlenmiş bir suikast idi, takdir ki amacına ulaşmadı.

İstanbul’da ilk bombalı suikast girişimi, bombalı bir faytonla 21 Temmuz 1905 tarihinde, Ermeni komitacılar tarafından Sultan 2. Abdülhamid Han’a karşı gerçekleştirildi. Belçika asıllı bir anarşist olan Edward Jorris bu hain eylemini, Fransız, Rus, İngiliz, İtalyan ve Avusturya uyruklu yabancıların etki ve destekleri ile gerçekleştirmişti. Ermeni komitacılar aldıkları karar doğrultusunda suikast hazırlıklarına başladılar. Tertipçiler arasında en önemli rolü, Samuel Fain (Kristafor Mikaelyan), kızı Robina Fain ve Lipa Rips (Konstantin Kabulyan) adlı Rus Ermenileri oynuyorlardı. Bunlar anarşist ruhlu bir şahıs olan Belçikalı Edward Jorris ile irtibat kurdular. Suikastçılar, II. Abdülhamid’ in hareketlerini izlemeye başladılar. Eylem için en uygun zaman olarak Padişahın Yıldız Camii’ne gittiği ve resmi bir törenin gerçekleştiği Cuma gününü kararlaştırdılar. Tespitlerine göre Padişahın namaz sonrası camiden çıkıp arabasının yanına varması ve harekete geçmesi 1 dakika 42 saniye tutmaktaydı. Bu çerçevede hazırladıkları plan gereğince, içine saatli bomba yerleştirilmiş bir araba cami dışına getirilecek ve ayarlanan saatli bomba Padişahın arabası tam oradan geçerken patlayacaktı.

Ermeni suikastçılar, planladıkları şekilde 21 Temmuz 1905 Cuma günü arabalarıyla Yıldız Camii’ne geldiler. Namaz bitince de saatli bombayı harekete geçirdiler. Fakat namaz bitiminde Şeyhülislam Cemaleddin Efendi Padişahın yanına geldi. Ayaküstü bir süre sohbet ettiler. Bu arada Padişah arabasına binmeden, önceden ayarlanmış olan saatli bomba, cami dışında müthiş bir gürültü ile patladı. Şeyhülislam tarafından tesadüfen birkaç dakika oyalanan Padişah, bu suretle suikasttan kurtuldu. Fakat patlayan bombanın içinde yer aldığı arabanın civarında bulunan çok sayıda insan hayatını kaybetti ve yaralandı. “Machine Enfernal”, yani “cehennemi makine” adı verilen ve 80 kilo patlayıcı madde ihtiva eden bir bomba kullanılmıştı. Patlamanın olduğu yerde 70 cm. derinliğinde bir çukur açılmıştı. Velhasıl kelam, Sultan Abdülhamid Han, kendisine suikast düzenleyen bu adamı idam ettirmeyerek affetti ve pasaportunu da vererek avrupa’ ya yolladı. Canını almaya gayretkeş bir hainden, kendisi için canını verebilecek bir casus devşirmişti Sultan. Ölümüne kadar Sultan’ a hizmet eden Edward Jorris, bu bağlamda kontra-operasyonel ajanlara tek örnek olmamakla birlikte iyi bir örnektir.

Bu tür taktiksel faaliyetler, hariçte düşmanın taarruz taktik ve stratejisini öğrenmek, dış siyasetinde ne gibi yolların izlendiği hakkında fikir edinmek için, onlardan bir adım önde olmak amacıyla yapılmıştır.

Eski çağlardan günümüze kadar bu tip faaliyetler bir şekilde devam ede gelmiştir. Kilisenin etki alanları içerisinde olan ülkeleri ve oranın halklarını, rahip, piskopos vb din adamları sayesinde çok fazla göze batmadan idare ve ikame edebildikleri görülmüştür. Hatta bu etkileşim hayatın her alanına sirayet edebilecek şekilde de kuvvetli olmuştur.
Mesela ANTONIO BANDERAS’ ın 2016 yapımlı FINDING ALTAMİRA filminde bu konuya çok detaylı bir şekilde değinilmiştir. Kısaca bahsedelim konusundan;

Maria, tıpkı babası Marcelinho (Antonio Banderas) gibi arkeolog olmak istemektedir. Babasına eşlik ettiği bir gün “Altamira” (İspanya’nın Santander şehrinin 30 km batısında) yakınlarında bir mağarada paleontolojik çizimler keşfederler. Milyonlarca yıl öncesinin sırlarını taşıyan bu antik çizimler gerçeğin keşfi için çözülmeyi bekleyen şifrelerdir. Marcelinho’nun tarihin ve bilimin akışını değiştiren bulgularına başta karısı olmak üzere kimse inanmaz. Sonunda çizimlerin gösterdiği gerçekliğin sırlarını açıklamayı başarır. Ancak bahsi geçen gerçekler Katolik inançlarına ters düşmektedir. Marcelinho ve ailesi gerçeğin bedelinin çok ağır olduğunu öğrenecektir.
Bir tek kişi ve temsil ettiği dogmatik inanç sistemi, çevresindeki diğer yığınları ki bunlar bilim adamları arkeologlar, kelli felli diyebileceğimiz hatırı sayılır insanları tesiri altına alabiliyor, yönlendirebiliyor.

İşte FETÖ ( fetullahçı terör örgütü) mensuplarının da bu tiplerle benzerlikleri ortadadır. Bir devletin saç ayağını oluşturan, kurumların en önemlilerinden olan ordusunun ve kamu güvenliğinden sorumlu polis teşkilatının, adaletinden sorumlu yargısının, kısmen içerisine sızdırdığı büyük çoğunlukta ise orada görevli bulunanları silik tipli operasyonel elemanları vasıtaları ile devşirip kullandılar.
Günümüzden yakin bir örneklendirme yapmak gerekirse, istihbarat birimlerinin terör örgütlerinin içerisine sızdırdığı unsurlar ve o örgütlerin siyasi boşlukları değerlendirerek sistemin içerisine sızdırdığı elemanlar arasında bir çatışma mevcut. En son fetö’ nün Irak ajanı
( nurettin aytuğ) mehdi dediği, şeyhi, hocası yaptığı, aklını ve ruhunu teslim ettiği, uğruna şerefini ve namusunu ayaklar altına aldığı fethullah gülen için, pkk terör örgütüne sızmış MİT mensuplarını ihbar etti ve infaz edilmelerini sağladı. Bu asla unutulmaması gereken bir hadisedir. Kuzey Irak’ta barzani’ nin koruması altında yaşıyordu, bu son olaydan sonra barzani, nurettin’i tutuklayıp Türkiye’ye teslim etti.

Karşılaştırmalı örneklerle silik tipler, operasyonel ve kontra-operasyonel ajanlık faaliyetlerinin nasıl yürütüldüğüne dair kısaca değindik.

Rahmetli Sultan’ ın bir sözü ile noktalayalım;

“ BENİ EVHAMLI SANIYORLARDI. HAYIR! BEN, SADECE GAFİL DEĞİLİM, O KADAR.!”