Sanal platformlardaki kullanıcılar, kişisel hesaplarında oluşturdukları profilleriyle neredeyse bütün ilgi alanlarını, ilgilenmek istedikleri alanları, fikir ve görüşlerini beyan ederek, ilgili uygulamalar vasıtasıyla oluşturarak, hem yakın hem de uzak çevreleriyle etkileşime girebiliyorlar.

Uzak çevre şöyle bir yana dursun, yakın çevresinde hali hazırda arkadaş, eş ve dost olduğu kişilerle buradaki paylaşımları sebebiyle sorunlar yaşayabiliyor.

Bir fikrini, bir konu hakkındaki görüşünü, bir olay karşısındaki tepkisini, yiyeceği yemeğin fotoğrafını veya kendisine ait olan bir fotoğrafın beğenilmemiş olması onu yakın çevresine karşı, yakın çevresinin de ona karşı bir tavır almasına sebep oluyor. Hesaplarını kontrol ederek ki bu kontroller için ayrıca, hususi programlar geliştiriliyor ve ücretli olarak satılarak kullanıcının hizmetine sunuluyor.

Bu uygulamalar ile kişi, hesabını, profilini ziyaret eden, beğenen, profilinde ne kadar zaman geçirdiği ve hangi kısımlarda dolaştığını, göz gezdirdiğini gösteren bir analiz oluşturarak kişiye rapor şeklinde gösteriyor. Bu takım şeyler kişiyi paranoyak etmeye yetiyor.

Yazmış olduğu tiwitin beğenilmemesi yakın çevresindeki, günlük ilişki içerisinde olduğu arkadaşların arasını açabiliyor. İnsani ilişkiler bağlamında bir insanın gerçek anlamda tüm ilgi alanlarını karşılıklı olarak bilebilme imkânı yoktur.

Uzun zamanlar geçirildikten sonra insan insanı tanıyabilir, arkadaşlık, dostluk kurabilir ve ilişkilerini genişleterek derinleştirebilir. Bazı lokal hadiseler hariç tabi. İki veya fazla insanı bir araya getiren değişik olaylar da yaşanabilir ve neticede bu olay o insanlar arasında sağlam ve kopmaz bağlar oluşturabilir.

Yoksa iki insan arasındaki hukukun gelişmesi için yaygın bir zamana ihtiyaç vardır. Bu platformlar ise yaygın bir zamanda olması gerekeni bir anda insanın önüne koyarak durumu hızlandırıyor ve sindirim olmadığından, aşırı yüklü bilgi tüketimi fesada sebebiyet veriyor.

Hemen herkes sanal platformlarda olan ve oradaki durumunu hiç beğenmediği biriyle normal hayatta çok iyi anlaşabildiğini tecrübe etmiştir.

Profil geliştirmek, karakteri oluşturmaktan çok daha kolay olduğundan şahsiyet, yerini bencil bir kibre bırakır hale geliyor. İnternete bağlanan cihazlarla oluşturulan ve bizleri yansıtıp, tanımladığı söylenilen, adeta kısa bir biyografiyi temsil eden bu profil oluşturma olayı, herhangi bir sebepten kullanılan cihazların zarar görmesiyle birlikte sıfırlanarak sizin olmaklıktan çıkmış, yabancılaşmış gibi bir his ve duygu peyda olmasıyla sonuçlanıyor.

Günün sonunda ufak tefek biriken ve esasen bir önemi olmayan sanal dünya etkileşimleri insanı kendi fıtratını kandırıp, aldatarak, hüsrana uğratmasıyla sonuçlanıyor. Böylelikle insan, sanal depresyonlar içerisinde tedavisi bulunmamış hastalıklara yakalanabiliyor.

Sanal platformlarda uzak çevrelerden temas edilen ve kişinin ilgi ve fikri alanlarıyla beğeni benzerliği gösterenlerce oluşturulan ortak arkadaşlıklar (sanal arkadaş) yakın çevresiyle, geçinmek zorunda olduklarıyla, mecburen ve muhakkak bir uzlaşıya varacakları kişilere tercih edilerek, aslında belki de hiç var olmayan bir yansımanın ateşli ortaklarına dönüştürebiliyor.

Uzaktan edindikleri çevrelerle birlikte, gerçek anlamda iletişime geçebilenlerin bir kısmıyla, bastırılmış karakterlerini sergileyebilecekleri mekânlar bulabiliyor, bir araya gelebiliyorlar.

Aldatmalar, kirli ilişki ağlarının rahatlıkla kurulabilmesi, yanındakilerle ve yakın çevresi ile yapamadıklarını, uzak çevresiyle kurduğu ilişkilerle yaşayanlar.

Var olduklarından bile emin olunamayan sanal arkadaşlıklar, sanal davaların, sanal ideolojilerin birer azılı savunuculuğuna soyunabilir hale gelenler de var ve bunun farkına bile varamıyorlar. Aslında kendi karakterlerinin bu olduklarını sanırlar. Hâlbuki oluşturulmuş olan sanal profilleri kendilerine, karakterlerinin çok daha dışında bir rol biçmiştir bile.

Olmayan bir dünyada, hiçte var olmayan bir ülkenin insanlarının, olmamış sebeplere dayandırılarak, gerçek olan, kanlı canlı dünyalarını, ülkelerini ve içerisindeki her şeyin hayatlarını karartabiliyorlar.


Yine “Matrix” filmi örneğinde olduğu gibi, (Thomas Anderson) sanal bir karaktere (Neo) dönüştürülerek, hakikatte yok hükmündeki dünyaları kurtardığını zannederken, gerçek hayatının avuçlarının arasından kayıp gittiğinin farkına varamayacak kadar gaflet içerisinde olduğu ve ne bu dünya için ne de ahret hayatı için tek bir iyi iş yapmayarak tüketmesi hikâyesi ibretliktir.