Kapitalist batı’ da Kültür Politikası denildiğinde, esas itibariyle, önselliği olan bir kültür tarafından belirlenmiş bir kültür anlaşılır.
Buna göre Kültür, apriori kimliğiyle kendisine bir siyaset çizmekte, bunu yönlendirmekte ve bunun belirleyicisi olmaktadır.

Bu anlamında kültür politikası, abd’ li söz konusu bilim adamlarının siyasal kültür kavrayışı kapsamındadır.

Biz buna itiraz ediyoruz. Kültür apriori ele alınamaz diyoruz. Kapitalist üretim tarzının egemen olduğu ve emperyalizm aşamasına ulaşmış ülkelerde kültür, kendi başına siyasetin belirleyicisi olamaz, diyoruz. Söz konusu ülkelerde ve güçlerde, tam tersine, egemen siyaset, kültürü denetlemek ve yönlendirmek çabasındadır.

Bu nedenledir ki, kültür politikası denildiğinde daima “yukarıdan aşağıya” doğru planlanmış, sınırları egemen sınıf çıkarlarına göre düzenlenmiş, monolitik bir kültürün aşılanması “siyaseti” kastedilmektedir.

Diğer bir anlatımla emperyalist güçler için kültür politikası, geniş kitleleri, belirli – kendileri ile işbirliği halindeki – egemen sınıf (lar) ın istek ve çıkarları doğrultusunda kültürlendirme faaliyeti anlamına gelmektedir. Biz, “Siyasal Kültür” ü resmi “Kültür Politikası” kavrayışının alternatifi olarak görüyor ve öneriyoruz.