Birbirlerinden kopuk yaşayarak bir aile kurmuş ve bunu sosyal hayatın avantajlarıyla bugüne kadar sürdürebilmiş olanlar, karantina günlerinin daha da uzaması halinde birbirlerine katlanamayacaklardır.

Aile içi şiddetin artabileceği gibi, tıpkı Çin’de olan karantinadan sonra boşanma davalarının da sayıca çoğalabileceğini söyleyebiliriz.

Anne-Baba-Çocuk çekirdek bir ailenin sağlam temeller üzerine kurulmuş olan dışında (Geleneksel Türk Aile Yapısı) diğerlerin ayakta kalmasının neredeyse imkânsız olacağını da düşünebiliriz. Eşler arasındaki münasebetlerin bu süreçte farklı sorunlarla ortaya çıkacağı da açıktır. Ki bu en fazla cinsi olanlardan kaynaklanacaktır. Uzun sürelerdir bu kadar bir arada kalamayan eşler, birbirlerinin ihtiyaçlarına karşılık vermekten imtina ettikleri, belki başkalarıyla tatmin oldukları süreçlerin kıskacında psikolojik sorunlarla karşılaşacaklardır.

Çocuklar daha çok ergenliğin verdiği halleri sosyal platformlar da veya okul gibi arkadaş çevrelerinde geçirdiklerinden, aileye olan yüklerinin ağırlıkları pek hissedilmiyordu. Karantina bu ağırlıklı geçiş süreçlerinin daha fazla ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Kadınların iş hayatından çekilerek evde eş ve çocuklarıyla ilgilenmelerine de değinmek lazım. Bu sorunlar virüs tehlikesi altında neredeyse tüm dünya için geçerliliğini koruyor. Sanal âlemlerde, avatar kişiliklere bürünerek sörf eden gerçek insanların, gerçek dünyadan kopuk bir halde yaşamasının getireceği soyutluk, karantina günlerinde esas karakterleriyle yüzleşmelerine dönüşecektir. Kimileri için bu büyük bir buhran olacaktır. Tıpkı bir takım ilaçlarla bastırdıkları hastalıklı kişiliklerinin, ilaçsız kaldıklarında meydana çıkması gibi bir durum olabilir.

Birbirleriyle gerçekten gerçek bir zaman dilimini geçirmemiş olanların, bu süreçten olumlu veya olumsuz etkilenmeleri kaçınılmazdır. Belki daha fazla tanışmalarını da sağlayacak ve kopuk olan ne varsa bağlanıp düzeltilecektir de.

Günde üç öğün yemek, bulaşık, çamaşır, ütü, ev temizliği gibi sıradan, günlük işlere tahammül edemeyen, sırf bu yüzden ev dışında herhangi bir işte çalışmak için kaçanların, artık gidecek bir yerleri şu an için yok. Ev içi sorunlar, geleneksel aile olanların haricinde geriye kalanların büyük kâbusu haline dönüşebilir. Bizi dışarı çıkaran ev içi sorunların hepsi hali hazırda halının altında duruyor.

Kendisiyle nasıl zaman geçireceğini bilmeyen, hiç kendini tanımamış, ilgi alanlarının neler olduğunu keşfetmemiş, yapmaktan keyf aldığı, yeteneklerinin neler olduğunun bilincinde olamamış olanlar zor vakitler geçirecek, ev onları boğacak.

Aksine hobilerini çoğaltmış ve kitap okuma gibi film izleme gibi uzun saatlerin ayrılacağı işleri kendisine alışkanlık edinmiş olanlar, diğerlerine nazaran daha rahat bir biçimde karantina sürecini geçirecekler.

Sürekli telefon, internet, oyun ve kulaklıkla takılan bohem tipler için işler biraz zor olacak. Otuz saniyelik videolara bile tahammül edemeyen insanlar, günlerce evde kalacaklar.

Ekonomik, sosyolojik, psikolojik olarak hatta mental olarak bu süreç her birimizi farklı şekillerde zorlayacak.

“Ölümle yüzleşmek hayat amaçlarının netleşmesine yardımcı olabilir.”

* Kişiye olan etkisi

* Aileye olan etkisi

* Topluma olan etkisi

* İlişkiler üzerindeki etki

* Kurumlar üzerindeki etki

* Ekonomiye olan etkisi

* Dünya ülkelerinin birbirlerine olan etkisi

* Sınırlara olan etkisi

1.  Artık Kişisel bakım daha da artabilir. Sağlık bilgisi eğer obsesif bir hale almaz ise temizlik olgusunun ehemmiyet kazanması kaçınılmaz olur.  Beslenme alışkanlıkları da buna bağlı olarak değişir. Spor ve kondisyon dikkat edilmesi gereken hususlar arasında öncelik alır. Zararlı maddeleri olan rağbet ve bağımlılık azalabilir buna mukabil.

2. Aile içindekilerinin birbirlerine olan yabancılık hissi azalabilir. Artık aile bireyleri yakınlık kurmakta sorumluluk almakta geçiştirici ve Sorunları zamanın halletmesi yolunu tercih etmez. Birtakım anlaşmazlıklar halının altına  süpürülmez. Derhal ve hemen çözüme kavuşturulabilir ortak bir paydada buluşturup anlaşılabilir.

3. Kişisel alanların önemi anlaşılıyor. İtiş kakış ve tıklım tıkışlık, Böylelikle ister istemez ortadan kalkabilir.  Sıraya girdiğimiz her alanda Bir Adımdan az olan mesafelerin arası bir kaç adımdan daha fazla genişleyecektir. Bu kişisel alan ihlalleri Bence hiç küçümsenmeyecek şeylerdir çünkü biriken irili ufaklı gerginlikler şişkin bir anlamsız strese dönüşüyor.

4. İki veya daha fazla  sosyal ilişki kurduğumuz ortamların bir nebze de olsa hem mekân ve hem de Karşılıklı saygı sevgi anlayış konu içeriği gibi olguların ciddi ama sıkıcı olmayan hale geçişi ile de mümkündür.  Hırs ve gereksiz rekabet yerini daha fazla sosyalleşmeye ve bu da temel dinamiklerini değişimine sebep olacak. Büyük ve derin bir sosyolojik değişim kaçınılmaz gibi görünüyor.

5. Kurumları olacak etkisi devlet ve özel sektör olarak değerlendirilebilir. Okullar devlet daireleri hastaneler bankalar ve diğerleri.  Eğer oluşturulan altyapı zengin içeriklerle çeşitlendirilebilirse,  uzaktan eğitim sistemi okul mevhum hakkında büyük bir değişim ve dönüşüm noktası oluşturabilir. Okullar artık olmaz kapanır ve eğitim sistemi tümden dijital platforma taşınır demek  bugün için pek mümkün değil fakat ilerisi için de imkânsız olmayacaktır. Bir maliyet hesabı gerektirir ve fayda zarar hesabı. Ayrıca kısmi olarak uzaktan eğitim alanların, alanlarındaki etkin ve yetkinlikleri değerlendirilir. Okulun Külliyen kayıp zaman ve masraf olduğu tartışmalarını duyabiliriz. Fakat dediğim gibi uzaktan eğitim alanların kalitesine göre değerlendirileceklerdir. Ya da bildiğimiz tam gün veya yarı zamanlı okul şekli haftanın belli günlerinde Örneğin  3 gün yapılabilir. Kalan zaman öğrencinin harici gelişimi için teşvik edilebilir sosyal sorumluluklar gönüllülük projeleri sanat ve zanaat dallarında gelişimleri için. Veya Ayrıca çalışmak zorunda olanlar için bir geniş zaman sağlamış olabilir.

6. Bankacılık işlemleri Yine iyi ve güvenilir bir kontrol mekanizması ile kısmi  işlemler haricindeki diğer işlemlerin tamamı dijital olarak yürütülebilir. Banka şubesine gerek kalmadan saha elemanları vasıtasıyla ve atm. lerle geri kalan işler yürütülebilir. Buna cep bankacılığı da dâhil ya da telefon bankacılığı.

7. Devlet dairelerinin zaten birçoğu bu platformlarda varlar Lakin  müsteşrikler den ziyade devlet kurumları dijitalin yanında teknik ve geleneksel olarak mevcut tak almak zorundalar yani platform olası bir negatif durumda işlemez hale gelirse bu devletin de işleyemez hale geldiğini gösterir. 


 Karantina günlerinin ve sonrasının etkileri üzerine düşünceler.

Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol Projesi” kapsamında, Londra-Pekin hattını ticari olarak takip etmesi, Dünya’da birçok ülkenin, bu kuşak istikametinden ekonomik olarak faydalanacağı düşüncesi, bu öngörü ve cezbedici teklifle, yine dünyanın birçok ülkesinde sınırları içerisine yumuşak gücü ile sirayet edebilmiş, birçok liman işletmesi ve tarımsal faaliyetler için kullanılmak üzere uzun yıllar kiraladığı topraklar biliniyor. Belki de 50 yıllık 100 yıllık planı, izlediği politika, siyaset, strateji, bir virüsle yok olmak üzere. Artık dünya ülkelerinin Çin ile olan ilişkilerini, menfaat bazlı bile olsa ya da kazan-kazan politikasına uyarak, fark etmeyecek. Satın alınan veya onlara kiralanan topraklardan mahrum edilebilirler. Vatandaşları, tıpkı uzun yıllar boyunca dışlanan siyahiler gibi toplumdan ve dünyadan, Çin toprakları haricinde hemen her yerden tecrit edilebilir, dışlanabilir, türlü muamelelere maruz kalabilirler. Çin, büyüme politikasının cezasını ve faturasını kendi halkına kestiğinden, bunu başaramamış olmasının faturasını da halk Çin hükümetine kesebilir. Tarım için mahrum edildiği topraklardaki besinden faydalanamayacak, halkını besleyemeyen aynı zamanda büyüme politikaları çerçevesinde halkından alan, onları fakirleştiren ve bu büyümeyi de başaramayıp ayıp ziyan eden Çin, kendi içerisinde ayaklanmalara, belki de bölgesel iç çatışmalara kadar gidebilir. “Sanayi Devrimi” sürecinde de İngilizlerin kendi halkları üzerine kurduğu tahakküm buna yakındı. Fakat onlar bu devrimi başardılar ve ihya edebildiler. Haklarının refahını sağladılar. Bütün rakipleri pusu ‘da ve dünyaya yaydıkları bu virüsün faturasını ağır bir biçimde ona kesmek için zaman kolluyor ve organize oluyorlar. Eğer ki bu Amerika’nın Çin’e bir biyolojik saldırısı olsun. Atom bombasını atan bunu neden yapmasın. Çin bunu ispatlarsa, Amerika’nın sonu, ispatlayamazsa Çin’in işi biter. Daha doğrusu Çin’in yönetimine Amerika geçer. Zaten “Kapitalizmin” sacayağı olan Çin, bu defa da bel kemiği olmuş olur. Amerika-Çin üzerinde bir güç, bir hâkimiyet savaşı olduğu zaten bilinen bir şey. Fakat Çin’i tahkim eden kuvvet ile Amerika’nın çatışıyor olması demek, ikisinden birinin yok olması demek değil.  Çin’in arkasında olanlar, Amerika Çin’i yok etse de yok olmayacak. Kendisine başka bir beden bulacak ama Amerika yok olursa? İşte o zaman dünyanın tümüne bir atom bombası atılmış gibi etkisi olur. Doların yerine geçecek parayı kimin yöneteceği, dolar biterse Amerika’nın resmen çökeceği aşikârdır. Tüm dünyaya etkisi büyük olur ama dünya ne yıkımlar görmedi ki. Aslolan şey bir değişimin derinden 7’den 77’ye gerçekleşiyor olduğudur. 

İnsanın dünyadan bir süreliğine çekilmesiyle sular ve havanın temizlendiği haberlerini alıyoruz. Tabiatı biraz kendi haline bıraktığımız zaman nasılda yenilendiğini gördük. İnsanın yıkıcı etkisi ihmaller zinciri dünyayı yaşanmaz bir yer haline dönüştürmeden bu karantina günlerinde aklımızı başımıza almamız gerektiğinin bilincine varalım. (Kişisel düşüncelerimdir, hiç bir kurumu bağlamaz)