“Eğer ki biri, dünya üzerinde olup biteni anlamak istiyorsa önce bütün sanatların beşiği, Batı’nın her şeyini borçlu olduğu Doğu’ya dönmelidir yüzünü.”
Voltaire

Dün ve bugün dahi Batı veya Avrupa ülkelerinin her hangi bir yerinde, çığırından çıkan bir takım gerek insan kaynaklı ve gerekse de doğal şartlardan meydana gelen olayların, kamusal düzeni, sosyolojik yapıyı, değer yargıları, ahlakın ve medeniyetin üzerlerine bina edilen diğer tüm olguların yıprandığını ve çöktüğünü hızlıca görebiliriz.

Hollywood yapımı olan sayısız filmlerde de izlediğimiz gibi bunu açıkça görebiliyoruz. Bir felaket sonrasında dayanışma içerisinde olan insanların sayısının bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda olması dikkat çekicidir.

(Dünyanın son günü, Efsane, Dünya Savaşı Z, Dünyalar savaşı)

Yakın zaman da Batılı ülkelerde yaşanan afetlerde sivil halkın, afetzedelerin evlerini yağmaladıklarına şahitlik ettik televizyon haberlerinden, görüntülerini izledik.
Bu türden olaylar karşısında tam tersi bir tutum sergileyebilen toplumlar genelde Doğu toplumları ve insanlarıdır.

Çünkü inanç sistemleri, yaşam disiplinlerinin üzerine kurgulandığı değerler, toplu halde yaşamaya, yardımlaşmaya olanak ve imkân sağlayacak değerleri sürekli ön planda tutarak, unutulmamasını sağlar. Unutanın ve istismar edenlerin ise bu toplumsal düzen çerçevesinin dışında yalnız kalacağını hatırlatır.

Bizim başımıza gelen 17 Ağustos depreminde, Van depreminde olduğu gibi bir dayanışma örneği sergileyerek dünyaya örnek olmuştuk. Muhtelif olaylar elbette burada da yaşandı fakat diğerleri ile kıyas götüremeyecek kadar küçüktü.

15 Temmuz gecesi ülkemize yapılan hain işgal ve darbe girişiminde ise, yine tüm dünyaya ibret olacak, örnek olacak tutum, davranış ve dayanışma içinde olarak, bu büyük badireyi hep birlikte atlatmış olduk.
Kendisini içinde yaşadığı ülkeye, devlete ve topluma ait görmeyen, onun bir parçası olduğunu hissetmeyen insanların, en ufak bir olayda tüm bunlardan kopuşunun baş göstermesi kaçınılmazdır.

Açlık ve yoksulluktan korkan bir Batı ve Avrupa var karşımızda. Önlerine konulan tabağın küçülmesini istemiyorlar ve bunun için de ellerinden gelen tüm ahlaksızlıkları göz kırpmadan yapıyorlar. Konfor ve standartlarından asla taviz vermek istemiyorlar, istemezler. Zaten sömürgeleri bunun en açık göstergesidir.

Fransa’da ülke genelinde başlayan greve gitme eylemlerinin asıl sebeplerinden biri de çalışma saatlerinin birer ikişer saat uzatılması ve bazı vergilerde yapılan artışlardı.

https://tr.sputniknews.com/avrupa/201804021032878826-macron-reformlarina-karsi-fransa-da-uc-aylik-grev-dalgasi-basliyor

Doğulu toplumlarda açlık ve yoksulluğa bakış çok daha farklı boyutlardadır. Örneğin açlığı bir ibadet olarak uygularlar, bununla arınılacağına, rızaya nail olacaklarına inanırlar. Yoksulluk ise yine bazı inanış ve öğretilere göre dünya malına tamah etmemekten ve hafiflemek gerektiği için bütün bu mal ve mülkten uzaklaşmak gerektiği inancı vardır. Varlık sahibi olan yine doğulu toplumların insanları, bu varlıklarını yoksul ve ihtiyaç sahipleri ile paylaşır. Dolayısı ile bir yönüyle bir devinim içerisinde oto kontrol sosyolojiyi, toplumsal yapıyı düzenler, denetler.

Bir medeniyete ait bulunan iyi huylar ve hasletler, başka bir medeniyetle kıyaslama yapmadan önce yine aynı medeniyetin kötü ve çirkin olan taraflarıyla yüzleştirilir.

Kapitalizm ve Emperyalizm tek gözlü ve amacı net olan bir yapıdır. Nadide olanı kopyalamaya, o kopyalardan kazanç sağlamaya, asıl olanı ise yok etmeye dönük bir bakışla da zihni yapısını oluşturmuştur. Kimsenin gerçekte asıl olan o ilk’e ulaşamaması için bunu yapar.

Aynı zaman da Batı, tüm sahte pişmanlıklarını Hollywood aracılığı ile beyaz perde üzerinden bütün dünyaya pazarlayarak, bunu da büyük bir kazanca dönüştürmektedir. Böylelikle, hem sözde yapıp ve sonrasında pişman olduğu her ne varsa, bir nevi de itiraf niteliği taşıyan şeylerden samimiyetsiz bir arınma isteğini ortaya koyuyor. Pişmanlıklarını itiraf ederek günah çıkarıyor bir bakıma, hem de her şeyden olduğu gibi bundan da kazanç elde ediyor. Daha çok pişmanlık, daha çok günah çıkarma, daha çok kazanç.