“MÜLK KÜFR İLE ÂBAD OLUR, ZULM İLE ÂBAD OLMAZ” NİZAMÜLMÜLK

Yönetimde sürekliliğin sözde iman’la değil, ancak adalet ilkesine riayetle mümkün olabileceğini,
bundan daha iyi ne anlatabilir.

Eşya’ nın tabiatını tecrübe etmiş olan her devlet veya yapı çok iyi bilir ki, devirler, yönetimler, iktidarlar, kişiler, bitkiler her şeyin bir kemal bir de zeval dönemi vardır.
Kemal’e ve zevale hız kazandırmak, varacakları yere çabuk vardırmak gibi bunu geciktirmekte mümkündür. Türlü yöntem ve tekniklerle yine defalarca tecrübe edilmiş ve aynı sonuçlar alınmıştır.

Modern kapitalist sistem, toplumların doğal liderler çıkarmalarına müsaade etmez.
O kadar ki oyun kurucudurlar ve müdahaleleri fazlacadır. Ne zaman ki toplumları derin değişikliklerle dönüştürecek liderler baş vermeye başlarlar, o zaman sistem tüm mekanizmasıyla harekete geçerek çark etmeye başlar, bütün dişlileriyle çiğneyip ezer.

Hatta, öncülerin (doğal lider) geliş alametleri okunur, farklı işaretlere bakılır, rüya’ lar tevil ve tabir ettirilerek, gelecek olan suni sistem bozucular gelmeden engellenmeye çalışılır.
Düşmanın alamet okuyuculuğu ettiği gibi, dostlardan da basiret ve feraset sahibi olanları vardır. Bu dostlar, yapay olanı renginin soluk ve cansızlığını, şeklinin çarpık bozukluğunu anlayarak, rical’ den avama herkesimi uyarmaya başlar.

Bu anlatımlara en güzel örnekler peygamberlerdir, Musa a.s., Yusuf a.s. ve Muhammed a.s gibi.
Sistem kurucular gelecek olan doğal liderlerin (suni sistem bozucular) geliş alametlerini, kendi suni liderlerinin üzerinde konumlandırıp, alametleri onunmuş gibi göstererek, gelişini bir türlü engelleyemediği liderin vasıflarını ve sırtlandığı davasını tahrip etmeye, ona tabii olacak olanların da akıllarının karışmasına sebep olurlar. Onu “düzeni bozucu” ilan ettikten sonra “tekfir” ederek çemberin dışına atarlar.

Geçmiş tarihimiz ve yüce kitabımızın bize kadim dönemlerden verdiği yaşanmış örneklerle edindiğimiz bilgiye dayanarak, insanın, iradi bir tercih hakkının olduğu gerçeğinin göz ardı edilemez olduğu kadar, bütün dönemlere de ilahi bir müdahalenin olduğu yalanlanamaz ve üzeri örtülemez bir gerçektir.
Olacak olanın, yani murad edilenin önünde hiçbir şeyin durması mümkün değildir. Zaten kainatta bunun üzerine bir güç ve kudrette yoktur. Doğal olan ve gelişme sürecinden geçerken tevessül ettikleri ile izlediği haritanın hikmet dairesi dışına taşmadığı sürece, olgunlaşarak amacı olan kemal seviyesine varması kaçınılmazdır. Sonrası ise tam manası ile verimlilik çağı’ dır.
Islahatlar, icraatlar ve icatlar.. ( devam edecek )

(20 ocak 2016)