BÜTÜNSELLİK

Bütünsellik hissi; İnsana, nefesi ta ciğerlerine kadar çekebilme olanak ve lezzetini sunar. Sen bir parçasını temsil edersin koskoca bir bütünün. O’nda yok hükmünde hem de var gibi olursun. Olmazsan eksik kalır, olduğunda ise göze batmazsın. Bir ağaç gibi, bütününe bakıp da; Şu dal oradan değilse buradan çıksaymış diyen birine hiç rastladın mı? Bütünlük, büyük bir resme dâhil olmak için, küçük bir parça olmayı temelinde barındırır. İşin muhteviyatı budur. Küçük olacaksın fakat büyüğün bir parçası olarak kalacaksın. Doğru gibi. Mesela küçük bir doğru büyük bir yanlışı bertaraf eder. Doğruyu küçümseme, kaybolduğunda saptığın doğru yol seni selamete kavuşturur. Bir adımla başlar bütün yolculuklar, küçük bir adımla hatta yollar, yolcular var diye var diye değil, belki adımlar var diye varlar.

Hepimiz bir bütünün parçalanmış hallerini hatırlarız aslında, bütünsel bir bakışa kavuşana kadar da bunun böyle olduğunu idrak etmekte zorlanırız. Yekpare olmak pare pare olmanın lezzetinde saklıdır. Mesela eksik parçalarını tamamladığın ve büyük resmi oluşturduğunda, şöyle karşısına geçip bakarak, bir yandan parça parça, teker teker, ilmek ilmek ördüğün hazzı yaşarken, bulup toparlayıp, diğer yandan bu tablo karşısında bütünselliği kavramış olarak bir başka hisse kapılır insan.

Bütünü idrakine sindirmiş insanın harcı ona büyüklenmek değil, onda kaybolmak, yücelik ve aşkınlığının tarif edilemez şevkinden istifade etmek olmalıdır. İnsanın, gök gibi kusursuz ve direksiz ayakta duran bir olguya karşı kusur aramaya kalkmasının neticesi yalnızca çaresiz yorgunluğu olacaktır. 

01.19.2016