“Bir şeyin gerçekliği onu hissetmekle ortaya çıkar, hakkında düşünmekle değil.” (Stanley Kubrick)

LOGOS

Logos sözcüğü Yunanca’da us ile kavrama anlamındadır. Ve duyguları kavrama anlamındaki pathos sözcüğü karşılığında kullanır. Kâh anlamıyla ilgili olarak us ve bu usa dayanan söz, yasa, düzen, bilgi anlamlarını dile getirir.

10. yüzyılda Herakleitos logos’u evreni düzenli bir bütün olarak kuran ve hareket ettiren ussal ilke biçiminde tanımlamıştır. Buna göre logos, hem oluşumların altında yatan ve onları biçimlendiren düzen ilkesi hem de evrenin böyle bir düzen olarak kavranmasında belirleyici olan bilgi ilkesiydi; evrenin kavranması belirli orantılara yani karşılıklı ilişki içindeki yasa niteliğinde bağlantılara göre gerçekleşiyordu. Bu anlamıyla logos özellikle rastlantı ve gelişigüzelliğin karşıtıdır.

Herakleitos’un verdiği anlam:

Anaksagoras’ın baş kavramı olan “nous” dan farklıdır. Nous bir düzenleyici olarak evrenden önce de vardır ve evrene dışarıdan gelir, logos ise evrenle birliktedir ve evrensel oluşun içindedir.

Herakleitos her şey çıkar geçer der; evrende kalıcı olan hiçbir şey yoktur. Bu sürekli evrensel değişiklilik logos için düzenlenmiştir. Logos yasasına göre olup örtmektedir.

Platon’a göre bilgi, logosta temelleri idealar hem düşünceler hem de bu düşüncelerin ilkesiz sonsuz nesneleridir. Düşünce ile nesne arasındaki özdeşlik bu yüzdendir, yani düşünce nesnesinde her ikisi de idealarda temellendiği için uygundur.

(Webten Alıntı)

Mitos ve Logos: Çürüme ve Doğum

Birlikte düşünme, yani diyalog, örtü kaldırıcı bir eylemdir. Sokrates’in bir doğurtma eylemi olarak diyaloglarını hatırlayın.

Babil dilinde bahçe için, çitlerle çevirmek anlamına gelen ‘pardisu’ sözcüğü kullanılıyordu. Bu sözcüğün bir giysi olarak “pardösü” (Fr. Pardessus) sözcüğü ile ses ve anlam yakınlığı hiç aklıma gelmemişti: Bahçeler ve bedenler. Birlikte düşündüğümüz bir arkadaşım bu bağlantıyı kurunca zihnimizdeki örtüler de aralandı. Bir örtü olarak yeryüzüne giydirilen çitler ile bedene giydirilen örtüler arasındaki bağlantı bir kez kurulunca, bedenlerin de çitlerle çevrili bahçeler olarak tasarlandığını görmek kolay oluyor.

Birlikte düşünme, yani diyalog, örtü kaldırıcı bir eylemdir. Sokrates’in bir doğurtma eylemi olarak diyaloglarını hatırlayın. Diyalogda herkes birbirinin ebesidir; zihindeki örtüler kalkar ve yeni doğumlar meydana gelir. Ön yargılar, âdetler, alışkanlıklar, gelenek görenekler, kalıplarla üzeri örtülmüş, tel örgülerle çevrilmiş zihnin ve bedenin diyalog sürecinde örtülerinin kalktığı ve daha önce görülmeyen, görülemeyen yeni bağlantılarla, yeni doğumlarla düşüncenin ilerlediğini kendimden biliyorum. Tek başına düşünülmüyor; düşünce doğası gereği birlikte ve birbirimizin örtülerini kaldırarak gelişip serpiliyor. Bunu daha iyi anlamak için mitos ile logos arasındaki ayrımın ortaya çıktığı dönemlere geri gitmek gerek.

Mitosun geçerli olduğu zamanlarda her şey, evrenin başlangıcında tanrıların gerçekleştirdiği ilk edimin sürekli yinelenmesiyle ve kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla açıklanırken yeryüzü, zihinler ve bedenler bu yinelenen anlatıyla örtülüyordu. Sonra İ.Ö. 6. yüzyılda Ege kıyılarında, İyonya’da ilk doğa filozofları gözlemlere dayanarak evrenin, doğanın nasıl ortaya çıktığına dair akıl yürüttükçe ve kendi sözlerini söyledikçe mitosun örtüsünde yeni doğumlar için delikler peyda olmaya başladı. Mitos, başkalarının sözlerini tekrarlamaktır; başkalarının yalancısı olmaktır. Bu ilk filozoflar artık başkalarının yalancıları, geleneklerin, basmakalıp düşüncelerin esiri olmayı bırakıp, yeryüzünün ve zihnin örtüsünü kaldırmaya yönelik hamleleri başlatmışlardı. Ve bu filozoflar, birlikte düşünerek logosun, kendi sözünü söylemenin zeminini hazırlamış oldular. Düşünce, düşünceyi kışkırtıyor. (RAHMİ ÖĞDÜL 24.07.2014)

http://www.haberturk.com/abdli-futurist-ray-kurzweil-den-gelecege-dair-ilginc-ongoruler-1731885-ekonomi